Meşhur Biyografiler
  Süleyman Demirel
 


Süleyman Demirel

1924-Isparta
Dokuncu Cumhurbaşkanı,Başbakan


Türkiye`nin siyaset sahnesinin en kalıcı, en renkli ve en çok tartışılan kişisi olan Süleyman Demirel 31 yaşında genel müdür, 40 yaşında önce parti genel başkanı, sonra da başbakan olmuştur.
Aralıklarla 12 yıllık başbakanlık göreviyle Ismet Inönü`den sonra en uzun süre bu görevi yapmış politikacıdır. 6 dönem Isparta Milletvekilliği yapmış, 7 yıl yasaklı kalmış, 6 defa hükümeti bırakmış, 7 defa hükümet kurmuştur. 12 Mart ve 12 Eylül askeri darbeleri yapıldığı sırada başbakan olarak hükümetin başındaydı. Iktidarda ya da muhalefette olsun ya da siyasetten yasaklı olduğu dönemlerde olsun, devamlı, siyasal gündemin belirleyenlerinden biri olmuştur. Süleyman Demirel’in asıl başarısı siyasette yaşar kalma yeteneğidir. 40 yıla yaklaşan bir süredir sürekli Türkiye`nin gündeminde yer almıştır. Adnan Menderes`in DP’sinin genç bir bürokratı olarak girdiği siyasette 40 yıl sonra zirveye çıkmış ve Cumhurbaşkanı olarak Çankaya`da oturmuştur. Seveni kadar muhalifi de çok olmuştur. Siyasi literatüre kazandırdığı kavramlar uzun süredir tartışılmaktadır.

"ÇOBAN SÜLÜ"

1 Kasım 1924`te Isparta`nın Atabey ilçesine bağlı Islamköy`de doğdu. Gerçek adı Dolaksızoğlu Süleyman Sami Gündoğdu’dur. Zamanında ailenin birkaç baş hayvanını güttüğü için de daha sonra taraftarlığını yapan basın tarafından takılan ad, Çoban Sülü, lakabı olacaktır. Babası Yahya Çavuş, annesi Hacı Ümmühan’dı. Yahya Çavuş 1914`den 1918`e kadar devam eden uzun askerlik dönemi boyunca Çanakkale, Kafkasya ve Yıldırım ordularıyla birlikte Suriye`de savaşmış; Ümmühan Hanım`la evlendikten sonra da 1920`de Istiklal Savaşı`nda süvari kolordusuyla Akşehir`de çarpışmalara katılmıştı. 1922`de ilk çocukları Afife dünyaya gelmiş ve ondan iki yıl sonra da Süleyman Sami doğmuştu. Bu aile yapısı, Süleyman Demirel’in muhafazakár kimliğinin oluşmasında önemli bir rol oynamıştır. Dini bütün bir aile ortamında henüz ne dediğini tam olarak anlamasa da Said-i Nursi’nin manevi etkisi altına girmiştir. Çocukluğunda Kur’an kursuna da gitmiştir. 1930`lu yıllarda soyadı kanunu henüz çıkmamasına rağmen Islamköy`ün ilkokul öğretmeni "Süleyman Sami" adına "Gündoğdu" soyadını ekledi. Daha sonra soyadı kanunun çıkmasının ardından köye gelen soyadı listesinden Yahya Çavuş, "Demirel"i seçti.

Süleyman Demirel`in ortaokul ve lise yılları

ORTAOKUL VE LİSE


1931’de ilkokula başlayan Süleyman Demirel, ortaokul eğitimi için Islamköy`den şehre giden ilk çocuktu. Parlak zekásıyla öğretmenlerinin dikkatini çekince onların ısrarları sonucunda babası tarafından köylerine 20 kilometre uzaklıktaki Isparta`ya gönderildi. Bir sonraki yıl ise Süleyman Demirel’in ardından dayıoğlu da Isparta`ya ortaokulu okumaya gitti. Onlar için küçük bir ev kiralandı. Okulun sistemi farklıydı. Öğrenciler değişik çevrelerden gelmeleri nedeniyle eğitim düzeyleri arasında fark olabileceği düşünülerek memur ve köylü çocukları olarak ikiye ayrılmıştı. Doğal olarak onlar köylü çocuklarının eğitim gördüğü sınıfta yer aldılar. Süleyman Demirel uyumlu ve uslu bir öğrenci olarak dikkati çekerken, çalışkanlığı ile de kısa sürede "parlak öğrenci" imajını kazandı.

DEVLET MEMURLUĞU

Liseyi de Muğla ve Afyon’da parasız yatılı olarak okudu. 1939-1941 arasında süren lise eğitiminden sonra kazandığı Istanbul Teknik Üniversitesi’nde de parasız yatılı (burslu) okudu. Üniversite yıllarında zamanının çoğunu okuyarak ve ders çalışarak geçiren Süleyman Demirel çekingen ve içine kapanık birisiydi. Arkadaşları ise genelde muhafazakár, dindar ve milliyetçi gençlerden oluşuyordu. 1948 yılında ITÜ Inşaat Fakültesi mezuniyetini memurluk yılları izledi. Önce Istanbul Sular Idaresi’nde ardından da Ankara Elektrik Işleri Etüd Idaresi`nde çalıştı. Bu işinde Turgut Özal’la daha sonraki siyasal ortam içinde gerginleşecek olan sıkı bir dostlukları başladı. Beraber birkaç proje üzerinde çalışmışlardı. Kendisi projelerin inşaat kısmını yaparken Turgut Özal da elektrik kısmını yapmıştı. 1948 yılında Nazmiye Şener’le evlendi. O yıllarda resmi kanallar aracılığıyla verilen Amerikan Fullbright bursunu kazanarak bir yıllığına Amerika’ya giderken Nazmiye Hanım maddi imkánsızlıklardan dolayı Türkiye`de kaldı. Dönüşte Seyhan barajı çalışmalarına katılan Süleyman Demirel ardından Barajlar Dairesi Başkanlığı’na getirildi. 1954 yılında bu kez de Eisenhower Vakfı’nın bursuna layık görülerek sulama ve elektrik konularında inceleme yapmak için Amerika’ya tekrar gitti. 1955`teki dönüşünde ise, henüz 31 yaşında iken Devlet Su Işleri Genel Müdürü oldu. Buradaki görevini beş yıl sürdürdü. 1958 yılındaki ekonomik krizde Menderes’in ekonomiyi planlamak için kurdurduğu on kişilik ekibin içindeydi. Bu ekibin çalışmaları daha sonra kurulacak olan Devlet Planlama Teşkilatı’nın temeli olmuştur.

27 Mayıs 1960’taki askeri darbe Adnan Menderes’in Demokrat Parti iktidarını sona erdirdi. Devamında Süleyman Demirel’in de aralarında olduğu bazı devlet memurları görevlerini bırakmak zorunda kaldılar. Askeri müdahaleden sonra askere alındı ve Ordudonatım Okulu’nda subay eğitimi yaptı. Askerliğinin subaylık dönemini de Devlet Planlama Teşkilatı’nda tamamladı. Askerlikten sonra Amerikan Morrison şirketinin Türkiye temsilciliğini yaptı. Bu işi daha sonra Süleyman Demirel’in başını bir hayli ağrıtacak ve Amerikancılıkla damgalanacaktı.

Süleyman Demirel`in siyaset hayatına başlangıcı

SİYASET HAYATINA BAŞLANGIÇ


Süleyman Demirel siyaset hayatına 1962`de Adalet Partisi`nin Genel Idare Kurulu`na girerek atıldı. Bu dönemde de partiden uzak durmaya özen gösterdi. 24 Mart 1963 günü yönetimi eleştirerek Genel Idare Kurulu`ndan istifa etti. Ancak AP Genel Başkanı Ragıp Gümüşpala`nın Haziran 1964`teki ölümünden sonra genel başkan seçildi. 28 Kasım 1964’teki bu başkanlık seçiminde yarıştığı Sadettin Bilgiç`in 522 oyuna karşılık 1072 oy aldı.

27 Mayıs harekatından yaklaşık bir buçuk yıl sonra kurulan ilk Ismet Inönü hükümeti CHP-AP karma hükümetiydi. Ardından CHP-YTP-CKMP koalisyonu geldi. 1965`teki üçüncü Ismet Inönü’nün bağımsızlarla oluşturduğu karma hükümetin düşürülmesinde rol oynadı. 16 Şubat 1965`te kurulan Suat Hayri Ürgüplü karma hükümetinde Başbakan Yardımcısı olarak görev yaptı. Süleyman Demirel o dönem henüz milletvekili değildi ve bu göreve dışarıdan atanmıştı. Bu hükümet ülkeyi Ekim 1965 genel seçimlerine götürecek bir geçiş hükümetiydi.

İLK BAŞBAKANLIK

Seçimlerde AP oyların yarıdan fazlasını aldı ve Süleyman Demirel Isparta`dan milletvekili seçildi. Seçimden işbirliği yaptığı diğer tüm sağ partilerin zayıflayarak çıkmasına rağmen Demirel’in AP’si güçlenerek çıkmıştı. 27 Ekim 1965`de hükümetinin güvenoyu almasıyla Türkiye`nin 13. başbakanı oldu. Ekim 1969 genel seçimlerinde de oy kaybına rağmen ilk parti olmayı başaran AP iktidardaki yerini korudu. 3 Kasım 1969`da Süleyman Demirel başkanlığında kurulan 31. hükümet güvenoyu aldı ancak 1970 bütçesi onaylanmadı. Parti üyelerinin bir kısmı ile ters düşmüştü; hükümeti düşürüldü ve istifa etti. 6 Mart 1970`te 32. hükümeti kurdu. 12 Mart 1971`de Silahlı Kuvvetler’in TRT öğle haberlerinde verdiği muhtıranın "Anayasa ve hukuk devleti anlayışıyla bağdaşmadığı" gerekçesiyle başbakanlıktan istifa etti. Nihat Erim hükümeti Ismet Inönü’nün de izniyle 26 Mart 1971’de kuruldu.

1973 SEÇİMLERİ VE ECEVİTLE BAŞLAYAN MÜCADELE

1973 seçimlerinin galibi Ismet Inönü’nün yerine parti liderliğini Bülent Ecevit’in yaptığı CHP’ydi ve 185 milletvekili çıkarmıştı. Yenik çıkan AP ancak 149 milletvekiliyle temsil ediliyordu. Sonuçlara göre hiçbir parti tek başına hükümet kurabilecek çoğunluğa ulaşamamıştı. 1974`de bozulan CHP-MSP koalisyonu ve güvenoyu alamayan Sadi Irmak Hükümeti`nden sonra 31 Mart 1975`te AP, MSP, MHP ve CGP`den oluşan 1. Milliyetçi Cephe hükümetinin başbakanı Süleyman Demirel oldu. Bu dönemde ülke siyasal gerilimle boğuşuyordu. 1 Mayıs 1977 Işçi Bayramı’nda 36 kişinin ölümüyle sonuçlanan olaylar neticesinde genel seçim öne alındı.

1977 seçimlerinden birinci parti olarak çıkan CHP daha da güçlenmişti. AP’de ise oy kaybı devam etmekteydi. Bülent Ecevit`in kurduğu azınlık hükümeti güvenoyu alamadı. Sonuçta hükümeti kurma görevini alan Süleyman Demirel 21 Temmuz`da MSP ve MHP ile birlikte 2. Milliyetçi Cephe hükümetini kurdu. Bu hükümet 31 Aralık`ta gensoruyla düşürüldü. Yerine bağımsızların desteği ile bir hükümet kuran CHP, 1979 ara seçimlerinde çoğunluğu sağlayamayınca Süleyman Demirel yine görev aldı. Istikrarlı bir hükümet kurabilecek çoğunluğu olmamasına rağmen 12 Kasım 1979`da MHP ve MSP`nin dışarıdan desteklediği azınlık hükümetini kurdu.

SÜLEYMAN DEMIREL POLİTİKAYA ARA VERİYOR

Kurulan Milliyetçi Cephe hükümetleri döneminde artan sağ-sol çatışmaları önemli siyasi tartışmaları da beraberinde getirdi. Ülkede her alanda sıkıntılar yaşanıyordu; ekonomik tıkanmışlık artık çözümsüzlüğe gelmişti. Turgut Özal’ın başkanlığında hazırlanan 24 Ocak Kararları hükümetin son şansıydı. Süleyman Demirel kararların altına hükümet adına imza atarak siyasi sorumluluğu almıştı. Bu programla Türk ekonomisi dış pazarlara açıldı. Yıllardır uygulanan karma ekonomi düzeninden serbest piyasa ekonomisine geçildi. Ama bu kararların uygulanacağı yeterli zaman bulunamadı. 12 Eylül 1980`de askeri müdahaleden sonra siyasal çalışmalardan men edilen politikacılar arasındaydı. Süleyman Demirel, başbakanlık görevinden uzaklaştırıldı, partisi kapatıldı ve CHP Genel Başkanı Bülent Ecevit ile birlikte Hamzakoy`da alıkondu. Daha sonra tekrar tutuklanarak Zincirbozan’da ikámete mecbur edildi. Süleyman Demirel siyasal yaşamı sürekli bir savaş olarak görüyordu. 12 Eylül’den sonraki hükümetler de 24 Ocak Kararları’nı daha katı bir şekilde devam ettirdi. Bülend Ulusu’nun başbakanlığında kurulan ilk hükümetin de başbakan yardımcılığına bu kararların mimarı olan Turgut Özal getirilmişti.

POLİTİKAYA DÖNÜŞ

12 Eylül askeri yönetimi, 6 Aralık 1983 tarihinde TBMM Başkanlık Divanı`nın oluşmasıyla, hukuken sona erdi. Süleyman Demirel’in yasaklı olduğu dönemde tavsiyesi üzerine, Adalet Partisi iskeleti üzerine kurulan Büyük Türkiye Partisi’ni (BTP) yönlendiriyordu. Parti başkanı emekli bir korgeneral olan Ali Fethi Esener’di ve kuruluş hazırlıkları Süleyman Demirel’in çok yakınında olan iki kişi, Hüsamettin Cindoruk ve Mehmet Dülger yapmışlardı. BTP’ye 143 eski AP vekilinin üye olması bardağı taşırmıştı ve parti 31 Mayıs 1983’te kapatıldı. Ardından Ismet Sezgin ve Necmettin Cevheri’nin çalışmaları sonucunda, yine Süleyman Demirel’in direktifleriyle Yeni Türkiye Partisi (YTP) kuruldu. Kurulan partinin ilk seçimlere katılmak üzere yaptığı başvuru veto yedi ve bu parti de kapatıldı. 1983 seçimlerinde ANAP ezici bir çoğunlukla iktidara geldi. Türkiye’de Turgut Özal’lı dönem başlamıştı.

Demirel, 6 Eylül 1987 yapılan referandumla siyasete dönme hakkını yeniden elde etti. Siyasi yasakların kaldırılmasıyla Türkiye’nin siyasi görünümü tekrar değişmişti. Kasım ayında seçim vardı ve Süleyman Demirel, aynı yılın 24 Eylül`ünde alelacele toplanan olağanüstü kongrede DYP Genel Başkanı oldu. 29 Kasım`da da tekrar Isparta milletvekili olarak meclise seçildi. DYP bu seçimlerde üçüncü parti olmuştu ama Süleyman Demirel siyasete dönmenin mutluluğunu yaşıyordu. Turgut Özal’ın serbest piyasa ekonomisi Türkiye pazarını dünya kapitalizmine açması ülkenin gelir dağılımının dengesini iyice bozmuş ve halkın sıkıntılarını iyice artırmıştı. Süleyman Demirel’in sert muhalefeti de bu sıkıntılara eklenince Meclisin en büyük partisi ANAP sadece on altı ay içerisinde üçüncü parti konumuna geriledi. 26 Mart 1989 yerel yönetim seçimlerinde SHP’nin hemen ardında yüzde 25,7’lik oy oranıyla Süleyman Demirel’in DYP’si vardı. Kenan Evren’in görev süresi dolunca ANAP milletvekilleri Turgut Özal’ı cumhurbaşkanlığına seçmişlerdi. 1991 seçimleri Süleyman Demirel’e yıllar sonra tekrar başbakan olmanın yolunu açacaktı. 20 Ekim’deki seçimlerde DYP yüzde 26,2 ile mecliste en çok sandalyeye sahip parti durumuna geldi. Seçimin sonuçları yeni bir milliyetçi cephe hükümetine imkán veriyordu. Ama bunu tercih etmedi ve daha riskli olan diğer yolu seçerek Erdal Inönü’nün SHP’siyle koalisyon kurdu. 12 yıl aradan sonra 20 Kasım 1991`de yeniden başbakan olan Süleyman Demirel’in başbakan yardımcısı Erdal Inönü’ydü. Koalisyonun diğer ortağı SHP’ydi ama meclisteki bazı kararların alınmasında gizli bir anlaşma daha vardı. Eski milliyetçi cephe ortaklarıyla DYP işbirliğine gidebiliyordu.

Süleyman Demirel`in Cumhurbaşkanlığı dönemi

CUMHURBAŞKANLIĞI

Cumhurbaşkanı Turgut Özal`ın kalp krizi geçirerek 1993 yılındaki ani ölümünden sonra Demirel, 16 Mayıs 1993`de Türkiye`nin 9. Cumhurbaşkanı seçildi. Özal’ın ölümünden sonra DYP’de Süleyman Demirel’in cumhurbaşkanı olacağı yönünde beklentiler artmıştı. SHP’nin başında başbakan yardımcılığını da yürüten Erdal Inönü koalisyonun devamı koşuluyla buna sıcak bakıyordu. DYP, SHP ve iki MHP milletvekilinin de desteğiyle üçüncü tur oylamada Cumhurbaşkanı seçilip de Partiden ayrılmasından sonra yerine Tansu Çiller geçmişti ve Türkiye’nin yeni başbakanıydı. TBMM başkanlığını da yine bir DYP’li olan Hüsamettin Cindoruk yapmaktaydı. DYP anlayışı ülkenin üç büyük yönetim merkezine birden hükmetme şansını yakalamıştı. Ama parti içinde iktidar çatışması sonucu Tansu Çiller ile Hüsamettin Cindoruk karşı kaşıya geldi. Hüsamettin Cindoruk önce partiyi ardından da Meclis başkanlığını yitirdi.

1982 Anayasası’nın 101. Maddesi, cumhurbaşkanının bir kereye mahsus olmak üzere yedi yıl için seçilmesini öngörüyordu. Süleyman Demirel’in görev süresi 16 Mayıs 2000’de dolacaktı ve henüz iki yıl daha vardı. Bütün siyasi hayatını Demirel’le mücadele içinde geçirmiş olan Bülent Ecevit kurduğu hükümetin geleceğini ve ülkenin istikrarını Süleyman Demirel’in bu görevinin devamında görüyordu. Teklifi bu maddenin "en çok iki kez beşer yıl" olarak değiştirilmesiydi. Hükümetin diğer ortakları MHP ve ANAP’ta ise bu öneriyle ilgili kafalar karışıktı. Anayasaya göre partiler cumhurbaşkanlığı seçimlerinde grubu bağlayıcı bir karar alamazlardı ve Meclis’te gizli oylama yapılması gerekiyordu. Mesut Yılmaz buna dayanarak milletvekillerine bu yönde bir baskı yapamayacağını söyledi ve partisini serbest bıraktı. MHP ise daha esnek bir tutum takınmış ve diğerleri uzlaşabilirlerse katılabileceğini söylüyordu. Muhalefet kanadında ise Tansu Çiller, Demirel’in görev süresi uzatılmazsa tekrar aktif siyasete ve partinin başına döneceğinden çekiniyor ve öneriyi destekliyordu. 5 Nisan 2000`de 5+5 olarak adlandırılan bu değişiklik Meclis’in oyuna sunuldu. 367 oy gerekirken Meclis`te 303 kabul oyuna karşılık 177 ret çıkarak tasarı reddedilince, Demirel`e de Güniz Sokak yolu göründü. Türkiye’nin ikinci sivil cumhurbaşkanı olan Süleyman Demirel bu görevini yerine getirirken partiler arasında tarafsız kalmaya özen göstermişti.

SİYASET ANLAYIŞI

Köylülüğünü, "Köylülükten asla utanmam," diyerek siyasette daha sonraları bir artı olarak kullanacaktır. Çocukluğunda dini bir aile ortamında büyümüş ve Kur’an-ı Kerim’i hıfzetmişti. Süleyman Demirel bu Müslüman kişi görüntüsünü siyasette kullanırken çıkarları için kullandığı izlenimini vermiyordu.

Diğer siyasetçilerden ayrıldığı en önemli nokta küçük-burjuva aydın karakterine bu köylü kimliğini ekleyebilmesi olmuştu. Yerine göre bu aydın - köylü ikiliğini başarıyla kullanmıştı. Bu ikili kimliği halkın onu daha çok benimsemesine yol açtı. Çocukluğunda, köyde ailenin birkaç baş hayvanını güttüğü için sağcı basının çok tuttuğu "Çoban Sülü" lakabının da bu kimliğini desteklemesi DYP’yi ülkenin özellikle kırsal kesiminin en güçlü partisi yaptı. Bu nedende zaman zaman iktidardan uzaklaşmak zorunda kalsa da hep geri gelebilen ve ayakta kalabilen bir siyaset adamı profili çizmiştir.

Aslında Süleyman Demirel siyasal tavrı CHP’nin tek parti iktidarına başkaldıran DP lider kadrolarının amaçladığı ama uygulayamadığı anlayışla örtüşüyordu. Teoride muhafazakár bir demokrasiyi hedeflemişlerdi. DP iktidarı, parti programının dediğinin aksine CHP iktidarının geleneğini sürdürerek devlet kapitalizmini uygulamıştı. DP liberal bir burjuva parti olmayı başaramamıştı. Parti tüzüğü tersini hedef olarak gösterse de en büyük KIT’lerin kurulduğu dönem DP iktidarı dönemidir. DP iktidarı, devlet kapitalizmini kamu kuruluşları aracılığıyla gerçekleştirme ve bu sayede yeni zenginler ortaya çıkarmak için çalışmıştır. Süleyman Demirel bu anlamda özel teşebbüsten yana ve ekonomik liberalizmde daha fazla yol almıştı. Süleyman Demirel özellikle 1980’lerin sonlarına doğru bu tavrını daha da ileri götürebilme imkánları bulmuştu. Bu dönemin başlangıç icraatı 24 Ocak Kararları’ydı. 1990’larda ise küreselleşme yanlısı bir Demirel karşımıza çıkmaktadır. Gerekirse Çankaya’nın bahçesini bile fabrika kurulması için verebileceğini söylerken ülkenin yatırım kazanmasından bahsetmektedir. Böylece yeni bir iş alanı açılmış olacak ve ülkede üretilen zenginlik artacaktır.

Süleyman Demirel aralıksız işleyen bir parlamenter düzeni savundu. Seçme ve seçilme hakkının zarar görmemesi ve bunun yanında istikrarlı yönetimlere elverişli bir siyasal düzeni amaçladı. Sağlam çoğunluğa dayanan bir hükümet kurulmalı ve bu hükümet askeri müdahalelerle engellenmemeliydi. Demokrasiyi siyasal bir iktidarın olması ve kurumların kendi işlerini yapması olarak anlıyordu. 1983 seçimleri öncesinde Milli Güvenlik Konseyi tarafında parti kurma yasağı kaldırılınca Bülent Ulusu’nun beraber parti kurma teklifini, partiler tavandan değil tabandan kurulur, diyerek reddetmişti. Bu hareketiyle partilerin bir sivil toplum kuruluşları olduğunu vurgulamıştır.

DEMİREL VE BASIN

Süleyman Demirel 40 yıla yaklaşan siyasi yaşamı boyunca basına en çok malzeme veren lider olmuştur. Adalet Partisi’nde siyasete atıldığından bugüne kadar geçen süre içinde basının bir kısmı tarafından devamlı desteklenmişti. 76 yıllık ömrünün yarısından fazlasını siyasette, lider olarak geçiren böylesi bir siyasi kişilikle ilgili bugüne kadar yüzlerce karikatür çizilmiş, onlarca yazı dizisi ve binlerce köşe yazısı kaleme alınmıştır. Yakın siyasi tarihimizi inceleyen kitaplarda ağırlığı Demirel`li dönemler oluşturmaktaydı. Siyasi tarihi neredeyse tek partili dönemin tarihidir de. Ancak tüm bunlara rağmen Süleyman Demirel`le ilgili bugüne kadar pek fazla kitap yazılmamıştır.

SÜLEYMAN DEMİREL’LE ANILAN SÖZLER

Evinin bulunduğu "Güniz Sokak"ı siyasete soktuğu gibi, daha birçok benzerinde olduğu gibi kendine özgü espri ve mesaj verme anlayışıyla siyaset dilimize ayrı bir renk getirmiştir. Süleyman Demirel`in kendisi ile özdeşleşen sahibini ilk anda akla getiren akılda kalan sözleri vardır.

"Benim memurum, benim çiftçim, benim köylüm", "Elektriğin komünisti olur mu?", "Dün dündür, bugün bugündür", "Binaenaleyh", "Nassınız, eyisiniz, eyisiniz", "Demokrasilerde çareler tükenmez", "Bana sağcılar adam öldürtüyor dedirtemezsiniz", "Yollar yürümekle aşınmaz", "Va mı bunun başka izah tarzı", "Memlekette benzin vardı da biz mi içtik?", "Verdimse ben verdim" (Ilksan skandalında usulsüzlüğe konu olan para için), "Açım diyene geber diyemezsiniz."

Adalet Partisi Genel Başkanı seçildiği 1964 yılından, kongrede ilk selamlamadan itibaren Süleyman Demirel halkı hep şapkasıyla selamlamıştır. Tüm siyasal yaşamı boyunca "Şapka" hep sağ elindeydi. Bu şapka Demirel’in sivil siyaset anlayışının sembolü olmuştur.

"Benim şapkam tatilde de çalışır", "Bu şapkayı millet yarattı gardeşim", "Bu fötr şapkayla 6 defa gittim, 7 kere geldim", "Bu şapka demokrasinin sembolü olmuştur", "Şapkam nerede Nazmiye?"

SÜLEYMAN DEMİREL HÜKÜMETLERİ

Ürgüplü Hükümeti (20 Şubat 1965 - 27 Ekim 1965)

Başbakan: Suat Hayri Ürgüplü

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı: Süleyman Demirel (TBMM dışından)

1. Demirel Hükümeti (27 Ekim 1965 - 3 Kasım 1969)

2. Demirel Hükümeti (3 Kasım 1969 - 6 Mart 1970)

3. Demirel Hükümeti (6 Mart 1970 - 26 Mart 1971)

12 Mart askeri darbesiyle Süleyman Demirel görevi bırakmış ama

Nihat Erim kuruncaya kadar görev süresi hukuken 26 mart’a kadar devam etmiştir.

4. Demirel Hükümeti (31 Mart 1975 - 21 Haziran 1977)

5. Demirel Hükümeti (21 Temmuz 1977 - 5 Ocak 1978)

6. Demirel Hükümeti (12 Kasım 1979 - 12 Eylül 1980)

7. Demirel Hükümeti (20 Kasım 1991 - 25 Haziran 1993)

Süleyman Demirel bu tarihte cumhurbaşkanı oldu. Yeni bir hükümet kurulana kadar başbakanlığa Erdal Inönü vekálet etti.




 
 
 
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
Edebiyat